Anasayfa|Kornea ve Göz Yüzeyinden Kaynaklı Hastalıklar

Kornea ve Göz Yüzeyinden Kaynaklı Hastalıklar

Kornea ve Göz Yüzey Tümörleri
Göz Yüzeyi Hastalıkları Nasıl Tanı Konur?

Göz Yüzeyi Hastalıklarında Dikkat Edilecek Hususlar

Muayenede

  • Çapaklanma, yanma-batma, kaşıntı vb. var mı?
  • Sikayetlerin süresi  ve oluşum zamanını nedir?
  • Şikayetleri arttıran faktörler
  • Tek veya çift taraflı mı?
  • Çapaklanmanın özellikleri
  • Yakın zamanda enfekte biri ile yakın temas var mı?
  • Travma hikayesi
  • Kontakt lens kullanımı
  • Eşlik eden sistemik hastalıklar
  • Alerji hikayesi
  • İlaç kullanımının sorgulanması
  • Eski  hastalık ve cerrahi hikayesi var mı?   
  • İmmun sistem nasıl?
  • Sosyal durumun  ve sosyal hikaye

Muayene

  • Görme keskinliği muayenesinin yapılması
  • Dış klinik muayenenin ayrıntılı yapılması
    • Cilt, kapak ve adnekslerin değerlendirilmesi
    • Preaurikuler lenf bezlerinin değerlendirilmesi
  • Biyomikroskobik muayenede ayrıntılı değerlendirmenin yapılması
    • Kapak kenarı
    • Kirpikler
    • Lakrimal punktum ve kanaliküller
    • Tars ve forniks konjonktivası
    • Bulbar konjonktiva/limbus
    • Kornea
    • Ön kamara ve iris
    • Kornea ve konjonktiva boyanma problemleri

Tanı testleri

  • Mikrobiyolojik tanı için örnek alınması önerilen olgular
    • Şüpheli enfeksiyöz neonatal konjontiviti
    • Şüpheli gonokokkal konjonktiviti
    • Erişkin ve yenidoğan klamidyal konjonktiviti
    • Membranöz konjunktivit
    • Konjunktivit salgınları
    • Nüks hastalık
  • Kan tetkik isteminin yapılması
    • Tiroid testleri

Göz Yüzeyindeki Benler
Göz yüzeyindeki benler, hem estetik kaygılara yol açabilen hem de sağlık açısından dikkat edilmesi gereken oluşumlardır. Bu yazıda, göz yüzeyindeki benlerin ne olduğunu, neden oluştuğunu, sağlık açısından önemini ve taşıdığı riskleri ele alacağız.

Göz Yüzeyindeki Benler Nedir?
Göz yüzeyindeki benler, tıpkı vücudun diğer bölgelerinde olduğu gibi, melanin pigmentini üreten hücrelerin (melanositler) birikmesiyle oluşan renkli lekelerdir. Bu benler, gözün beyaz kısmında (sklera), renkli kısmında (iris) veya göz kapaklarında görülebilirler.

Neden Oluşurlar?
Göz yüzeyindeki benlerin oluşum nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir:

Genetik Yatkınlık: Ailede gözünde ben olan kişilerin olması, kişinin kendisinde de ben oluşma riskini artırabilir.

Güneş Işığına Maruz Kalma: Özellikle çocukluk döneminde yoğun güneş ışığına maruz kalmak, göz yüzeyinde ben oluşma riskini artırabilir.

Hormonal Değişiklikler: Hamilelik veya ergenlik gibi hormonal değişiklikler, bazı kişilerde göz yüzeyinde ben oluşumuna neden olabilir.

Sağlık Açısından Önemi ve Riskleri
Göz yüzeyindeki benlerin çoğu zararsızdır ve sadece estetik bir sorun olarak kalır. Ancak, bazı durumlarda bu benler kanserleşme riski taşıyabilirler. Bu nedenle, göz yüzeyindeki benlerin düzenli olarak bir göz doktoru tarafından kontrol edilmesi önemlidir.

Hangi Durumlarda Doktora Başvurmak Gerekir?
Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden konusunda tecrübe sahibi bir göz doktoruna başvurmak gerekir:

Benin boyutunda, şeklinde veya renginde değişiklik olması

Benin üzerinde kanama, yara veya kabuklanma olması

Ben etrafında kızarıklık veya şişlik olması

Görme sorunları yaşanması

Teşhis ve Tedavi Yöntemleri
Göz doktoru, göz yüzeyindeki benleri incelemek için çeşitli yöntemler kullanabilir. Bunlar arasında oftalmoskopi (gözün içini inceleme), biyopsi (doku örneği alma) ve görüntüleme yöntemleri (fotoğraf çekme, ultrason) yer alır.

Benin kanserli olduğundan şüphelenilirse, tedavi yöntemleri arasında cerrahi çıkarma, lazer tedavisi veya radyoterapi yer alabilir.

Önleme Yolları
Göz yüzeyinde ben oluşumunu tamamen engellemek mümkün olmasa da, bazı önlemler alarak riski azaltmak mümkündür:

  1. Güneşli havalarda şapka ve güneş gözlüğü kullanmak
  2. Özellikle çocukluk döneminde güneş ışığına aşırı maruz kalmaktan kaçınmak
  3. Gözleri konusunda tecrübe sahibi bri göz hekimine düzenli olarak kontrol ettirmek

Sonuç
Göz yüzeyindeki benler, genellikle zararsız olsalar da, kanserleşme riski taşıyabilirler. Bu nedenle, bu benlerin düzenli olarak bir göz doktoru tarafından kontrol edilmesi ve herhangi bir değişiklik durumunda vakit kaybetmeden konusunda tecrübe sahibi doktora başvurulması önemlidir.

Prof. Dr. Murat Tunç

Gözde Yanma Hissi Neden Olur?
Gözde yanma hissinin en sık sebebi Gözde yanma hissi gözlerde çapaklanma ve gerginlik hissi gibi şikayetlerin en sık sebebi göz kapağının kirpikli kenarının iltihabıdır. Biz buna Tıp dilinde blaferit diyoruz göz kapağı kenarında gözyaşı bezlerinin açıldığı küçük delikçikler bulunmaktadır. İltihabi durumlarda bu kirpik diplerindeki kanalcıklar tıkanma gösterebilir. Ayrıca bu bölgede yerleşen mikroplar bazı maddeler salgılayarak göz kapağında ve gözlerde yanma hissine gerginliğe neden olabilir. Bu gibi durumlarda göz kapağının hijyeninin uygun bir şekilde sağlanması önem kazanmaktadır. Bu konuda uzman bir doktor olarak gerekli tavsiyelerde bulunarak göz kapağı iltihapları başarıyla tedavi edilebilir.

Göze Yabancı Cisim Kaçması
Gözlerimiz, dış dünyaya açılan pencerelerimizdir ve hassasiyetleri nedeniyle özenli bir bakımı hak ederler. Göz sağlığını tehdit eden yaygın sorunlardan ikisi göze yabancı cisim kaçması ve korneal ülserlerdir. Bu iki durum farklı olsa da, birbirleriyle ilişkili olabilirler ve her ikisi de erken müdahale gerektiren önemli göz sorunlarıdır. Bu yazıda, göze yabancı cisim kaçması ve korneal ülserler hakkında kapsamlı ve karma bir bilgilendirme sunulacaktır.

Göze Yabancı Cisim Kaçması
Günlük yaşamda, rüzgar, toz, kum, metal veya ahşap parçacıkları gibi birçok yabancı cisim gözümüze kaçabilir.  Çoğu zaman bu durum basit bir rahatsızlık yaratırken, bazen de daha ciddi sorunlara yol açabilir.

Nedenleri
Çevresel Faktörler: Rüzgarlı havalarda uçuşan toz ve kum taneleri, bahçe işleri yaparken toprak parçacıkları, sanayi ortamlarında metal veya ahşap kıymıkları en sık karşılaşılan nedenlerdir.

Kişisel Faktörler: Kontakt lens kullanımı, göz kuruluğu veya göz yüzeyindeki bazı rahatsızlıklar yabancı cisim kaçma riskini artırabilir.

Belirtileri
Ani başlayan batma, yanma ve rahatsızlık hissi: Gözde sanki bir şey varmış gibi hissedilir.

Sulanma ve gözyaşı akıntısı: Göz, yabancı cismi atmak için refleks olarak sulanır.

Kızarıklık: Gözün beyaz kısmında (konjonktiva) kızarıklık oluşabilir.

Işığa hassasiyet (fotofobi): Işık rahatsız edici gelebilir.

Bulanık görme (geçici): Göz yüzeyindeki tahriş nedeniyle görme geçici olarak bulanıklaşabilir.

Gözü kısma veya kapatma isteği: Rahatsızlık nedeniyle göz kısılabilir veya kapatılmak istenebilir.

İlk Yardım ve Ne Yapmalı?
Sakin Olun ve Gözü Ovuşturmaktan Kaçının: Gözü ovuşturmak yabancı cismi daha derine itebilir ve korneayı çizebilir.

Ellerinizi Yıkayın: Gözünüze dokunmadan önce ellerinizi temizleyin.

Gözünüzü Bol Suyla Yıkayın: En etkili yöntemlerden biri gözü bol temiz suyla yıkamaktır. Musluk suyu, steril serum fizyolojik veya göz yıkama solüsyonu kullanılabilir. Göz yıkama kabı veya temiz bir bardak kullanarak gözünüzü açık tutarak nazikçe yıkayın.

Alt ve Üst Göz Kapağını Kontrol Edin: Yabancı cisim genellikle alt veya üst göz kapağının altında sıkışır. Alt göz kapağını aşağı çekerek ve yukarı bakarak, üst göz kapağını ise yukarı kaldırarak ve aşağı bakarak kontrol edin. Gerekirse nemli, temiz bir pamuklu çubuk veya mendil köşesi ile nazikçe çıkarmaya çalışın.

Kontakt Lens Kullanıyorsanız Çıkarın: Eğer kontakt lens kullanıyorsanız, yabancı cismi çıkarmadan önce lensinizi çıkarın.

Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
Yabancı cismi çıkaramıyorsanız: Eğer yıkama ve nazikçe çıkarma yöntemleriyle yabancı cismi çıkaramıyorsanız, doktora başvurmanız önemlidir.

Keskin veya batıcı bir cisim kaçtıysa: Metal kıymığı, cam parçası gibi keskin veya batıcı cisimler korneaya zarar verebilir ve mutlaka uzman müdahalesi gerektirir.

Gözde şiddetli ağrı, görme bulanıklığı veya kızarıklık devam ediyorsa: Yabancı cisim çıkarılsa bile bu belirtiler devam ediyorsa, kornea çizilmesi veya başka bir komplikasyon gelişmiş olabilir.

Kimyasal madde kaçtıysa: Göze kimyasal madde kaçması acil bir durumdur ve derhal bol suyla yıkandıktan sonra doktora başvurulmalıdır.

Önleme
Koruyucu gözlük kullanın: Tozlu, rüzgarlı veya sanayi ortamlarında çalışırken koruyucu gözlük kullanmak yabancı cisim kaçmasını önleyebilir.

Bahçe işleri yaparken dikkatli olun: Toprak ve bitki parçacıklarının göze kaçmasını engellemek için dikkatli olun.

Kontakt lens hijyenine dikkat edin: Kontakt lens kullanıyorsanız, lenslerinizi temiz tutun ve doğru şekilde kullanın.

Göz kuruluğunu tedavi ettirin: Göz kuruluğu olan kişilerde yabancı cisimler daha kolay batma hissine neden olabilir. Göz kuruluğu tedavisi ile bu rahatsızlık azaltılabilir.

Göze kimyasal madde kaçması:
Göze kaçan kimyasal cisimler gözün kör olmasına yol açabilen olumsuz sonuçlar doğurabilir. Gözde kireç, alkol, çamaşır suyu, tuz ruhu gibi kimyasallar kaçması durumunda acil müdahale be gözün hızla temiz suyla bolca yıkanması ve göz hekimine acil olarak müracaat edilmesi gerekir.

Prof. Dr. Murat Tunç

Keratit Nedir?
Keratit, gözün en önündeki şeffaf tabaka olan korneanın iltihaplanmasıdır. Kornea, ışığın göze odaklanmasına yardımcı olur ve net görme için gereklidir. Keratit, ağrı, kızarıklık, bulanık görme ve ışığa duyarlılık gibi çeşitli belirtilere neden olabilir.

Keratit Nedenleri
Keratitin birçok nedeni olabilir:

Enfeksiyonlar: Bakteriler, virüsler, mantarlar veya parazitler korneayı enfekte ederek keratite neden olabilir.

Yaralanmalar: Korneaya gelen darbeler, çizikler veya yabancı cisimler keratite yol açabilir.

Kuru göz: Gözyaşı eksikliği veya kalitesiz gözyaşı, korneanın kurumasına ve iltihaplanmasına neden olabilir.

Kontakt lens kullanımı: Yanlış veya uzun süreli kontakt lens kullanımı, korneayı tahriş ederek keratit riskini artırabilir.

Diğer göz hastalıkları: Göz kapaklarının iltihabı (blefarit), göz kuruluğu veya rozasea gibi diğer göz hastalıkları da keratit gelişimine katkıda bulunabilir.

Keratit Belirtileri
Keratitin belirtileri, nedenine ve şiddetine bağlı olarak değişebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:

Göz ağrısı (hafiften şiddetliye kadar)

Gözde kızarıklık

Bulanık görme

Işığa duyarlılık

Gözde sulanma veya çapaklanma

Yabancı cisim hissi

Keratit Tanısı
Keratit tanısı için göz doktoru, gözü dikkatlice muayene eder ve belirtileri değerlendirir. Gerekirse, korneadan örnek alınarak laboratuvar testleri yapılabilir.

Keratit Tedavisi
Keratit tedavisi, nedenine bağlı olarak değişir:

Enfeksiyon kaynaklı keratit: Antibiyotik, antiviral veya antifungal ilaçlar kullanılır.

Yaralanmaya bağlı keratit: Göz bandı, suni gözyaşı damlaları veya merhemler kullanılabilir. Şiddetli yaralanmalarda cerrahi müdahale gerekebilir.

Kuru göz kaynaklı keratit: Suni gözyaşı damlaları, merhemler veya göz kuruluğunu tedavi eden diğer yöntemler önerilebilir.

Kontakt lens kaynaklı keratit: Kontakt lens kullanımına ara verilmesi ve korneanın iyileşmesi için tedavi uygulanması gerekebilir.

Keratit Komplikasyonları
Keratit tedavi edilmezse veya geç tedavi edilirse, ciddi komplikasyonlara yol açabilir bu nedenle konusunda tecrübe sahibi bir göz hekimi tarafından değerlendirilerek özenle tedavi edilmelidir. Her türlü uygun tedaviye rağmen dahi keratit sonrası bir takım göz problemleri gelişebilir. Bunlar:

Kornea ülseri (korneada yara)

Kornea izi

Görme kaybı

Olarak sıralanabilir. Daha ciddi olgularda korneada delinme (gözün delinmesi), mikrobun göz içerisine ilerleyerek tüm gözün iltihaplanması ve gözün kaybına varan olumsuzluklar oluşabilir.

Keratitten Korunma Yolları

Kontakt lens kullanıyorsanız, lenslerinizi doğru şekilde temizleyin ve kullanın.

Gözlerinizi toz, rüzgar ve diğer tahriş edici maddelerden koruyun.

Göz kuruluğunuz varsa, doktorunuzun önerdiği tedavileri kullanın.

Göz yaralanmalarından kaçının.

Göz sağlığınızı korumak için düzenli olarak göz muayenesi yaptırın.

Keratokonus: Kornea Şekil Bozukluğu ve Tedavi Yolları
Gözümüzün ön kısmında yer alan, şeffaf ve kubbe şeklindeki kornea, ışığın göze odaklanmasında önemli bir rol oynar. Ancak bazı kişilerde, kornea normalde olması gerekenden daha ince ve koni şeklinde öne doğru çıkıntı yapmaya başlar. İşte bu duruma keratokonus denir. Bu durum, görme kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Gelin, keratokonus hakkında merak edilenleri ve tedavi yöntemlerini kapsamlı bir şekilde inceleyelim.

Keratokonus Nedir?
Keratokonus, kelime anlamı olarak “konik kornea” demektir. Normalde yuvarlak ve pürüzsüz olan kornea, keratokonusta incelir ve sivrileşerek koni benzeri bir şekil alır. Bu şekil bozukluğu, ışığın retinaya düzgün bir şekilde odaklanmasını engeller ve bu da bulanık, bozuk ve dağınık bir görmeye neden olur. Genellikle ergenlik veya yirmili yaşlarda ortaya çıkar ve zamanla ilerleyebilir.

Keratokonusun Nedenleri ve Risk Faktörleri Nelerdir?
Keratokonusun kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve bazı alışkanlıkların rol oynayabileceğini göstermektedir. Keratokonus riskini artırabilecek bazı faktörler şunlardır:

Aile Öyküsü: Ailede keratokonus olan bireylerin bu durumu geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Gözleri Sık Sık Ovuşturmak: Kronik olarak gözleri ovuşturmak, korneanın zayıflamasına ve şekil değiştirmesine katkıda bulunabilir.

Bazı Sistemik Hastalıklar: Down sendromu, Ehlers-Danlos sendromu ve atopik dermatit gibi bazı genetik ve bağ dokusu hastalıkları keratokonus riskini artırabilir.

Alerjik Göz Hastalıkları: Şiddetli alerjik konjonktivit gibi sürekli göz kaşıntısına neden olan durumlar da keratokonusu tetikleyebilir.

Keratokonusun Belirtileri Nelerdir?
Keratokonusun belirtileri kişiden kişiye ve hastalığın evresine göre değişiklik gösterebilir. Başlangıçta belirtiler hafif olabilirken, zamanla daha belirgin hale gelir. En sık görülen belirtiler şunlardır:

Bulanık Görme: Özellikle ilerleyen dönemlerde görme netliğinde azalma.

Çarpık veya Bozuk Görme: Düz çizgilerin dalgalı veya eğri görünmesi.

Artan Işık Hassasiyeti (Fotofobi): Parlak ışıklardan rahatsız olma.

Gözlük Numarasında Sık Değişiklik: Görme kalitesini korumak için sürekli olarak gözlük numarasını değiştirme ihtiyacı.

Çoklu Görüntü veya Hayalet Görüntüler: Tek bir nesneyi birden fazla kez veya hafifçe kaymış şekilde görme.

Gece Görüşünde Zorluk: Özellikle düşük ışık koşullarında görmekte güçlük çekme.

Hızlı İlerleyen Astigmatizma: Gözlük reçetesinde astigmatizma değerinin hızla artması.

Keratokonus Nasıl Teşhis Edilir?
Keratokonus tanısı, bir göz doktoru (oftalmolog) tarafından yapılan detaylı göz muayenesi ve bazı özel testlerle konulur. En sık kullanılan tanı yöntemleri şunlardır:

Biyomikroskopi (Slit-Lamp Muayenesi): Göz doktoru, özel bir mikroskop (yarık lamba) kullanarak korneanın şeklini ve yapısını detaylı olarak inceler. Keratokonusa özgü belirtiler bu muayene sırasında görülebilir.

Kornea Topografisi: Bu test, korneanın yüzey şeklini harita gibi çıkararak eğriliklerini ve düzensizliklerini gösterir. Keratokonusun erken evrelerinde bile tanı koymada çok yardımcıdır.

Keratometri: Korneanın ön yüzeyinin eğrilik yarıçapını ölçen bir testtir. Keratokonusta korneanın dikleştiği tespit edilebilir.

Pakimetri: Korneanın kalınlığını ölçen bir testtir. Keratokonusta kornea genellikle normalden daha incedir.

Retinoskopi: Göz doktoru, özel bir aletle göze ışık tutarak ve lensler değiştirerek gözün kırma kusurunu ve korneanın şeklini değerlendirir.

Keratokonus Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Keratokonusun tedavisi, hastalığın evresine ve ilerleme hızına göre farklılık gösterir. Tedavi seçenekleri şunlardır:

Erken Evre:

Gözlükler: Başlangıç evresinde, hafif düzeydeki görme bozuklukları gözlüklerle düzeltilebilir.

Yumuşak Kontakt Lensler: Gözlüklerin yetersiz kaldığı durumlarda, yumuşak kontakt lensler de denenebilir.

Orta Evre:

Sert Gaz Geçirgen (RGP) Kontakt Lensler: Korneanın düzensiz şeklini düzelterek daha net bir görüş sağlarlar. Bu lensler, kornea üzerinde özel bir sıvı tabakası oluşturarak çalışır.

Skleral Kontakt Lensler: Daha büyük çaplı olan bu lensler, korneanın tamamını ve hatta sklera (gözün beyaz kısmı) üzerine oturur. Özellikle düzensiz kornealarda daha iyi bir uyum ve görüş sağlayabilirler.

Hibrit Kontakt Lensler: Sert bir merkezi ve yumuşak bir kenarı olan bu lensler, hem net görüş hem de konforu bir arada sunmayı hedefler.

İlerleyici Evre:

Kornea Kollajen Çapraz Bağlama (Cross-Linking – CXL): Bu tedavi yöntemi, korneayı güçlendirerek keratokonusun ilerlemesini durdurmayı veya yavaşlatmayı amaçlar. Riboflavin (B2 vitamini) damlaları ve özel bir UV ışığı kullanılarak korneadaki kollajen lifleri arasındaki bağlar güçlendirilir. Genellikle genç hastalarda ve hastalığın ilerlediği durumlarda tercih edilir.

İleri Evre:

Kornea Nakli (Keratoplasti): Keratokonusun çok ilerlediği, kontakt lenslerle bile yeterli görme sağlanamadığı durumlarda kornea nakli gerekebilir. Bu işlemde, hasarlı kornea dokusu sağlıklı bir donör korneası ile değiştirilir. Farklı kornea nakli teknikleri mevcuttur (örneğin, tam kat kornea nakli veya sadece ön katmanların nakli).

Erken Tanı ve Yönetimin Önemi
Keratokonusun erken teşhis edilmesi ve uygun şekilde yönetilmesi, görme kaybının önlenmesi ve hastalığın ilerlemesinin kontrol altına alınması açısından büyük önem taşır. Özellikle genç yaşlarda ortaya çıkan bu durumun düzenli olarak takip edilmesi ve tedaviye erken başlanması, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır.

Keratokonus ile Yaşamak
Keratokonus tanısı almak başlangıçta endişe verici olabilir. Ancak günümüzde mevcut tedavi seçenekleri sayesinde birçok kişi iyi bir görme seviyesine ulaşabilir ve aktif bir yaşam sürdürebilir. Düzenli doktor kontrolleri, uygun kontakt lens kullanımı ve doktorunuzun önerilerine uymak, keratokonus ile başa çıkmada önemli adımlardır.

Sonuç
Keratokonus, korneanın şekil bozukluğu ile karakterize, ilerleyici bir göz hastalığıdır. Erken tanı ve uygun tedavi yöntemleriyle görme kaybının önüne geçilebilir. Eğer sizde veya bir yakınınızda keratokonus belirtileri olduğunu düşünüyorsanız, vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurarak detaylı bir muayene olmanız önemlidir.

Prof. Dr. Murat Tunç – Göz

Konjonktiva Kanserleri: Gözün İnce Zarında Gelişen Tümörler
Konjonktiva, gözün beyaz kısmını (sklera) ve göz kapaklarının iç yüzeyini kaplayan ince, şeffaf bir zardır. Konjonktiva kanserleri, bu zar üzerinde gelişen tümörlerdir. Nadir görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen, erken teşhis ve tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Nedenleri
Konjonktiva kanserlerinin kesin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı faktörlerin risk oluşturduğu düşünülmektedir:

Güneş Işığına Maruz Kalma: Ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak, konjonktiva kanseri riskini artırabilir.

İnsan Papilloma Virüsü (HPV): Bazı HPV türleri, konjonktiva kanseri gelişiminde rol oynayabilir.

Yaş: İleri yaş, konjonktiva kanseri riskini artırır.

Genetik Yatkınlık: Ailede konjonktiva kanseri öyküsü olan kişilerde risk daha yüksek olabilir.

Belirtileri
Konjonktiva kanserlerinin belirtileri, tümörün tipine ve büyüklüğüne bağlı olarak değişebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:

Gözde kızarıklık ve şişlik

Gözde yabancı cisim hissi veya batma

Gözde sulanma veya çapaklanma

Gözde ağrı veya rahatsızlık

Görme bulanıklığı veya görme kaybı

Konjonktiva üzerinde renkli veya kabarık bir kitle

Teşhis
Konjonktiva kanserlerinin teşhisi için oftalmologlar (göz doktorları) çeşitli yöntemler kullanır. Bunlar arasında:

Göz Muayenesi: Göz doktoru, gözü ve konjonktivayı dikkatlice inceler.

Biyopsi: Konjonktiva üzerindeki kitleden küçük bir örnek alınarak patolojik incelemeye gönderilir.

Görüntüleme Yöntemleri: Gerekli durumlarda ultrasonografi, MRG veya BT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.

Tedavi
Konjonktiva kanserlerinin tedavisi, tümörün tipine, büyüklüğüne ve yayılımına bağlı olarak değişir. Tedavi seçenekleri şunlardır:

Cerrahi: Tümörün cerrahi olarak çıkarılması en sık kullanılan tedavi yöntemidir.

Kriyoterapi: Sıvı nitrojen ile tümörün dondurulması ve yok edilmesi işlemidir.

Radyoterapi: Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak tümör hücrelerinin öldürülmesi amaçlanır.

Kemoterapi: İlaçlar kullanılarak kanser hücrelerinin büyümesi ve yayılması engellenir.

Prof. Dr. Murat Tunc, konjonktiva tümörleri ve özellikle de oküler yüzeyin tümörleri konusunda önemli çalışmalar yapmıştır. Kendisi, bu alandaki bilgi birikimini artırmaya yönelik araştırmalar yürütmüş ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmuştur.

Önleme: Konjonktiva kanserlerinden korunmak için aşağıdaki önlemler alınabilir:

Güneşli havalarda şapka ve güneş gözlüğü kullanmak

UV ışınlarından kaçınmak

Gözleri düzenli olarak kontrol ettirmek

Sonuç
Konjonktiva kanserleri nadir görülen ancak tedavi edilebilir kanser türleridir. Erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleriyle başarılı sonuçlar elde edilebilir. Gözünüzde herhangi bir değişiklik fark ederseniz vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurmanız önemlidir.

Konjonktiva Melanomu: Benlerle karışabilen tehlikeli bir tümör
Konjonktiva melanomu, gözün beyaz kısmını (sklera) ve göz kapaklarının iç yüzeyini kaplayan ince, şeffaf bir zar olan konjonktiva üzerinde gelişen nadir bir kanser türüdür. Melanom, cilde rengini veren melanin pigmentini üreten hücrelerde başlar. Konjonktiva melanomunda da bu hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalır ve tümör oluşturur.

Konjonktiva Melanomunun Nedenleri
Konjonktiva melanomunun kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak bazı risk faktörleri şunlardır:

Ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmak: Güneş ışığı veya solaryum gibi yapay UV kaynaklarına aşırı maruz kalmak melanom riskini artırabilir.

Açık ten rengi: Açık tenli kişilerde melanom riski daha yüksektir.

Genetik yatkınlık: Ailede melanom öyküsü olanlarda risk artabilir.

Daha önce göz melanomu veya cilt melanomu geçirmiş olmak: Bu kişilerde konjonktiva melanomu gelişme riski daha yüksektir.

Konjonktiva Melanomunun Belirtileri
Konjonktiva melanomu genellikle belirti vermez. Ancak bazı kişilerde şu belirtiler görülebilir:

Konjonktivada renkli veya pigmentsiz bir leke

Gözde kızarıklık veya irritasyon

Gözde yabancı cisim hissi

Gözde sulanma

Görme bulanıklığı (nadir)

Konjonktiva Melanomunun Tanısı
Konjonktiva melanomunun tanısı için aşağıdaki yöntemler kullanılır:

Göz muayenesi: Göz doktoru, konjonktivayı dikkatlice inceleyerek anormal bir lezyon olup olmadığını kontrol eder. Mevcut benin yapısında değişme, büyüme oluyorsa, ben renginde koyulaşma veya kabnamalar oluyorsa ve göz ben yapısında artış damarlanma oluyorsa tümöral kötü değişim başlamış olabilir.

Biyopsi: Anormal lezyondan küçük bir doku örneği alınarak patolojik incelemeye gönderilir. Bu, kesin tanı için gereklidir.

Görüntüleme yöntemleri: Gerekirse, tümörün boyutunu ve yayılımını değerlendirmek için ultrason veya MRG gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.

Konjonktiva Melanomunun Tedavisi
Konjonktiva melanomunun tedavisi, tümörün büyüklüğüne, yerine ve yayılımına bağlıdır. Tedavi göz tümörleri konusunda deneyim sahibi bir göz hekimi tarafından yürütülmelidir. Tedavi seçenekleri şunlardır:

Cerrahi: Tümörün ve çevresindeki sağlıklı dokunun çıkarılması en sık kullanılan tedavi yöntemidir. Bu özellikli bir cerrahi ve geniş doku çıkarımı gerektirdiği için tümör konusunda tecrübe sahibi bir göz hekimi tarafından yürütülmelidir.

Radyoterapi: Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücreleri yok edilir.

Kriyoterapi: Sıvı azot gibi dondurucu maddeler kullanılarak kanser hücreleri dondurulur ve yok edilir.

İmmünoterapi: Bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücreleriyle savaşması sağlanır.

Kemoterapi: Kanser hücrelerini öldüren ilaçlar kullanılır. Ancak konjonktiva melanomunda kemoterapi nadiren kullanılır.

Konjonktiva Melanomunda Erken Tanı ve Tedavinin Önemi
Konjonktiva melanomu erken evrede teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksektir. Bu nedenle, gözünüzde herhangi bir değişiklik fark ederseniz vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurmanız önemlidir.

Konjonktiva Melanomundan Korunma Yolları
Konjonktiva melanomundan korunmak için şu önlemler alınabilir:

Güneşten korunma: Güneşin en yoğun olduğu saatlerde (10:00-16:00) dışarı çıkmaktan kaçının. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu giysiler kullanın.

Solaryumdan kaçınma: Solaryum gibi yapay UV kaynaklarından uzak durun.

Göz muayenelerinizi düzenli yaptırın: Tümör konusunda deneyim sahini bir Göz hekiminin önerdiği aralıklarla göz muayenesi yaptırarak göz sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Prof. Dr Murat Tunç

Kornea Şekil Bozuklukları:

  • Keratokonus
  • Keratoglobus
  • Pellusid marjinal dejenerasyon
  • Postrefraktif ektazi şeklinde sınıflandırılır

Tanıda Kullanılan Yöntemler

  • Keratometri
  • Korneal Topografi
  • Topografik güç haritası
  • Topografik elevasyon haritası (anterior veya posteriorda anormal elevasyon haritası, desantralize anormal korneal incelme)
  • Pakimetri

Tedavi

  • Görme bozukluğu derecesine göre planlanır ( gözlük, kontakt lens, cerrahi)
  • Erken dönemlerde keratokonus için özel üretim yumuşak kontakt lensler denenebilir
  • Gaz geçirgen kontakt lensler
  • Skleral lens uygulaması
  • Korneal halka yerleştirilmesi
  • Çapraz bağlama (Cross-linking) uygulaması
  • Son evredeki hastalar için ve diğer tedaviler fayda etmiyor ise keratoplasti yani kornea nakli uygulanır

Korneal Ülserler
Korneal ülser, korneanın (gözün renkli kısmının önündeki şeffaf tabaka) yüzeyinde oluşan açık yaradır.  Ciddi bir göz enfeksiyonu olarak kabul edilir ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilir.

Nedenleri
Kornea yüzeyinde zedelenme yapan travmalar veya mikrobik, paraziter, viral hastaklıklar neticesinde gelişebilir.

Enfeksiyonlar
Bakteriyel Enfeksiyonlar: Kontakt lens kullanıcılarında veya kornea yaralanmalarında bakteriler korneal ülserlere neden olabilir. Pseudomonas aeruginosa ve Staphylococcus aureus yaygın bakteriyel etkenlerdir.

Viral Enfeksiyonlar: Herpes simpleks virüsü (uçuk virüsü) korneal ülserlerin önemli bir nedenidir. Suçiçeği-zona virüsü de korneal ülserlere yol açabilir.

Fungal Enfeksiyonlar: Bitkisel materyallerle yaralanma veya kontakt lens solüsyonları ile kontaminasyon sonucu mantarlar korneal ülserlere neden olabilir. Fusarium ve Aspergillus yaygın fungal etkenlerdir.

Protozoal Enfeksiyonlar: Acanthamoeba adı verilen protozoa, özellikle kontakt lens kullanıcılarında ciddi korneal ülserlere neden olabilir. Musluk suyu veya kontamine lens solüsyonları ile temas risk faktörüdür.

Travma: Göze gelen darbeler, çizikler veya yabancı cisimler kornea yüzeyini zedeleyerek enfeksiyona zemin hazırlayabilir.

Göz Kuruluğu: Şiddetli ve uzun süreli göz kuruluğu kornea yüzeyini zayıflatarak ülser oluşumuna yatkın hale getirebilir.

Göz Kapağı Problemleri: Göz kapağının tam kapanmaması (lagoftalmi) veya kirpiklerin içe dönmesi (trikiyazis) gibi durumlar korneanın kurumasına ve hasar görmesine neden olarak ülser riskini artırabilir.

Bazı Sistemik Hastalıklar: Romatoid artrit gibi bazı otoimmün hastalıklar veya diyabet gibi sistemik hastalıklar korneal ülser riskini artırabilir.

Belirtileri
Şiddetli göz ağrısı: Korneal ülserler genellikle şiddetli ağrıya neden olur.

Kızarıklık: Gözde belirgin kızarıklık ve iltihaplanma görülür.

Aşırı sulanma ve gözyaşı akıntısı: Göz, enfeksiyon ve tahriş nedeniyle sürekli sulanır.

Işığa hassasiyet (fotofobi): Işık, ağrıyı şiddetlendirebilir.

Bulanık görme veya görme azalması: Ülser kornea üzerinde yer aldığından görme kalitesini etkileyebilir.

Gözde beyaz veya gri leke: Kornea üzerinde ülserin olduğu bölgede beyaz veya gri bir leke görülebilir.

Göz kapağı şişliği: Göz çevresinde şişlik olabilir.

Teşhis
Korneal ülser teşhisi genellikle bir göz doktoru tarafından yapılır. Teşhis yöntemleri şunları içerebilir:

Göz Muayenesi: Biyomikroskop adı verilen özel bir mikroskop ile kornea detaylı olarak incelenir.

Fluorescein Boyama: Korneaya özel bir boya damlatılarak ülserin boyutu ve derinliği daha net görülebilir hale getirilir.

Kültür ve Laboratuvar Testleri: Enfeksiyon şüphesi varsa, kornea yüzeyinden örnek alınarak bakteri, virüs, mantar veya protozoa varlığı araştırılabilir.

Tedavi
Korneal ülser tedavisi, ülserin nedenine ve şiddetine göre değişir. Tedavi genellikle acil başlanmalı ve düzenli olarak takip edilmelidir.

Enfeksiyon Tedavisi
Bakteriyel Ülserler: Antibiyotikli göz damlaları veya merhemler kullanılır. Şiddetli vakalarda sistemik antibiyotikler (ağızdan veya damardan) gerekebilir.

Viral Ülserler: Antiviral göz damlaları, merhemler veya ağızdan antiviral ilaçlar kullanılır.

Fungal Ülserler: Antifungal göz damlaları veya sistemik antifungal ilaçlar kullanılır. Tedavi uzun sürebilir.

Protozoal Ülserler: Özel antiparaziter göz damlaları kullanılır. Tedavi zorlu ve uzun sürebilir.

Ağrı Kesiciler: Ağrıyı kontrol altına almak için ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir.

Göz Bebeği Genişletici Damlalar (Siklopejikler): Göz içindeki kasları felç ederek ağrıyı azaltmaya ve göz içi iltihabını kontrol etmeye yardımcı olabilir.

Kontakt Lens Kullanımına Ara Verme: Kontakt lens kullanıcılarının tedavi süresince lens kullanımına ara vermesi önemlidir.

Cerrahi Tedavi: Nadiren, çok şiddetli ve tedaviye yanıt vermeyen ülserlerde kornea nakli (keratoplasti) gerekebilir.

Komplikasyonlar
Tedavi edilmeyen veya geç kalınan korneal ülserler ciddi komplikasyonlara yol açabilir:

Korneal Skar (Nedbe): Ülser iyileşirken kornea üzerinde kalıcı bir iz (skar) bırakabilir. Bu skar görmeyi bulanıklaştırabilir veya azaltabilir.

Görme Kaybı: Şiddetli veya merkezi yerleşimli skarlar kalıcı görme kaybına neden olabilir.

Göz İçi Enfeksiyon (Endoftalmi): Enfeksiyon gözün içine yayılabilir ve ciddi sonuçlara yol açabilir.

Korneal Delinme: Nadiren, çok derin ülserler korneayı delebilir.

Önleme
Kontakt Lens Hijyenine Dikkat Edin: Kontakt lens kullanıyorsanız, lenslerinizi doğru şekilde temizleyin, dezenfekte edin ve kullanın. Lens solüsyonlarını musluk suyu ile seyreltmeyin ve lens kutusunu düzenli olarak değiştirin.

Göz Yaralanmalarından Kaçının: Gözünüzü darbelerden ve çiziklerden koruyun. Çalışırken veya spor yaparken koruyucu gözlük kullanın.

Göz Kuruluğunu Tedavi Ettirin: Göz kuruluğu olan kişilerde korneal ülser riski artar. Göz kuruluğu edavisi ile kornea sağlığı korunabilir.

Herpes Enfeksiyonlarını Kontrol Altında Tutun: Herpes simpleks veya zona öykünüz varsa, doktorunuzun önerdiği antiviral tedavileri düzenli olarak kullanın.

Erken Teşhis ve Tedavi: Gözünüzde ağrı, kızarıklık veya görme değişikliği gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurun.

Yabancı Cisim ve Korneal Ülser İlişkisi
Göze yabancı cisim kaçması, korneal ülser için bir risk faktörüdür. Özellikle korneayı çizen veya batıcı yabancı cisimler, kornea yüzeyinde hasar oluşturarak enfeksiyonların kolayca yerleşmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, göze yabancı cisim kaçması durumunda gözü ovuşturmaktan kaçınmak, doğru ilk yardımı uygulamak ve gerektiğinde doktora başvurmak önemlidir.

Sonuç
Göze yabancı cisim kaçması ve korneal ülserler, göz sağlığını tehdit eden ve dikkat gerektiren durumlardır. Yabancı cisim kaçması genellikle basit bir sorun olsa da, doğru ilk yardım uygulanmadığında veya ciddi cisimler kaçtığında komplikasyonlara yol açabilir. Korneal ülserler ise daha ciddi enfeksiyonlardır ve erken tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilirler. Göz sağlığınızı korumak için önleyici tedbirler almak ve herhangi bir göz sorununda vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurmak en doğrusudur.

Prof. Dr. Murat Tunç – Göz

Limbal Transplantasyon (Kök Hücre Nakli): Görme Yetisini Geri Kazandıran Umut
Göz sağlığı, yaşam kalitemiz için hayati öneme sahiptir. Gözümüzün en ön kısmında yer alan kornea, net görme için şeffaf ve sağlıklı olmak zorundadır. Kornea yüzeyindeki hasarlar ve hastalıklar, görme kaybına yol açabilir. Neyse ki, tıp alanındaki gelişmeler sayesinde, kornea sorunları yaşayan birçok hasta için umut ışığı olan Limbal Transplantasyon (Kök Hücre Nakli) tedavisi bulunmaktadır.

Limbal Kök Hücreler ve Önemi
Kornea, gözümüzün renkli kısmının (iris) önünde bulunan şeffaf, kubbe şeklindeki yapıdır. Görmenin net olabilmesi için korneanın yüzeyinin düzgün ve saydam olması gerekir. Kornea yüzeyini oluşturan hücreler sürekli olarak yenilenir. Bu yenilenme işlemi, kornea ile sklera (gözün beyaz kısmı) arasındaki bölgede bulunan limbal kök hücreler sayesinde gerçekleşir. Limbal kök hücreler, kornea yüzeyini sürekli olarak yenileyerek, korneanın sağlıklı ve şeffaf kalmasını sağlar.

Limbal Kök Hücre Yetmezliği Nedir?
Bazı durumlarda, limbal kök hücreler zarar görebilir veya yetersiz hale gelebilir. Bu duruma limbal kök hücre yetmezliği (LKH Y) denir. LKH Y, kornea yüzeyinin düzensizleşmesine, saydamlığının kaybolmasına ve sonuç olarak görme kaybına neden olabilir.

Limbal Kök Hücre Yetmezliğine Neden Olan Faktörler Nelerdir?
LKH Y’ye yol açabilecek çeşitli faktörler bulunmaktadır:

Kimyasal Yanıklar: Asit veya alkali maddelerle göze temas sonucu oluşan yanıklar, limbal kök hücrelere zarar verebilir.

Termal Yanıklar: Sıcak sıvılar veya alevle göze temas sonucu oluşan yanıklar da LKH Y’ye neden olabilir.

Oküler Yüzey Hastalıkları: Stevens-Johnson Sendromu, Mukoz Membran Pemfigoid gibi bazı otoimmün hastalıklar, limbal kök hücreleri etkileyebilir.

Kontakt Lens Kullanımı: Uzun süreli ve hatalı kontakt lens kullanımı, limbal bölgeye zarar verebilir.

Cerrahi Müdahaleler: Göz ameliyatları sırasında limbal bölgeye zarar gelmesi nadir de olsa LKH Y’ye yol açabilir.

Konjenital (Doğuştan) Nedenler: Nadiren, bazı kişilerde doğuştan limbal kök hücre yetmezliği bulunabilir.

Limbal Transplantasyon (Kök Hücre Nakli) Nedir?
Limbal Transplantasyon, hasar görmüş veya yetersiz çalışan limbal kök hücrelerin yerine sağlıklı limbal kök hücrelerin nakledilmesi işlemidir. Bu tedavi, LKH Y nedeniyle görme kaybı yaşayan hastalar için umut verici bir seçenektir.

Limbal Transplantasyon Kimler İçin Uygundur?
Limbal transplantasyon, aşağıdaki durumlarda LKH Y olan ve görme kaybı yaşayan hastalar için bir tedavi seçeneği olabilir:

Kimyasal veya termal göz yanıkları

Oküler yüzey hastalıkları (Stevens-Johnson Sendromu, Mukoz Membran Pemfigoid vb.)

Kontakt lens kaynaklı limbal kök hücre hasarı

Tekrarlayan pterjium ameliyatları sonrası limbal hasar

Bazı kornea distrofileri

Konjenital aniridi (iris yokluğu)

Limbal Transplantasyon Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Limbal transplantasyon, görme yetisini geri kazandırabilen umut verici bir tedavidir.

Ameliyat başarısı, hastanın durumuna, LKH Y’nin nedenine ve kullanılan transplantasyon yöntemine göre değişir.

Ameliyat sonrası düzenli takip ve doktorun önerilerine uyum, iyileşme sürecini olumlu yönde etkiler.

Limbal transplantasyon, her hasta için uygun bir tedavi olmayabilir. Hastanın durumu, göz doktoru tarafından detaylı olarak değerlendirilmelidir.

Toplumsal Farkındalık ve Bilgilendirme
Limbal transplantasyon, görme kaybı yaşayan birçok insan için hayat değiştirici bir tedavi olabilir. Klinik olarak bu tedaviyi yıllardır başarıyla uygulayabiliyoruz. Bu tedavinin bilinirliği ve ulaşılabilirliği, toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Hem sağlık profesyonellerinin hem de halkın bu konuda bilgilendirilmesi, tedaviye ihtiyacı olan hastaların erken teşhis ve tedaviye erişimini kolaylaştıracaktır.

Prof. Dr. Murat Tunç – Göz

Pterjiyum: Göze et yürümesi
Pterjiyum, halk arasında “göze et yürümesi” olarak da bilinen, gözün beyaz kısmını (konjonktiva) ve korneayı etkileyen bir göz rahatsızlığıdır. Bu durumda, konjonktiva üzerinde et benzeri bir doku büyüyerek korneaya doğru ilerler.

Pterjiyumun Nedenleri
Pterjiyumun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı risk faktörleri şunlardır:

Ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmak: Güneş ışığı veya solaryum gibi yapay UV kaynaklarına aşırı maruz kalmak pterjiyum riskini artırabilir.

Kuru göz: Kuru gözü olan kişilerde pterjiyum gelişme riski daha yüksektir.

Toz, rüzgar ve diğer çevresel faktörler: Bu faktörler de pterjiyum gelişimine katkıda bulunabilir.

Pterjiyumun Belirtileri
Pterjiyum genellikle belirti vermez. Ancak bazı kişilerde şu belirtiler görülebilir:

Gözde kızarıklık ve irritasyon

Gözde yanma veya batma hissi

Gözde yabancı cisim hissi

Gözde sulanma

Görme bulanıklığı (özellikle pterjiyum korneanın merkezine doğru ilerlediyse)

Pterjiyumun Tanısı
Pterjiyum tanısı genellikle göz muayenesi ile konulur. Konusunda tecrübe sahibi bir Göz doktoru, gözü dikkatlice inceleyerek pterjiyumun boyutunu, yerini ve korneaya ne kadar ilerlediğini değerlendirir. Gerekirse, ek testler de yapılabilir.

Bazı kötü huylu (malign) tümörler pterjiyum ile konuşabilir. Ayırıcı tanı önemlidir çünkü kötü huylu bir tümörün tedavisi ile pterjiyım tedavisi önemli farklar içerir.  Bu nedenle Pterjiyum tanısı dikkatli bir şekilde ve mümkünse göz tümörleri konusunda deneyimli bir göz doktorunun görüşü alınarak yürütülmelidir.

Pterjiyumun Tedavisi
Pterjiyum tedavisi, pterjiyumun büyüklüğüne, belirtilerine ve görme üzerindeki etkisine bağlıdır. Tedavi seçenekleri şunlardır:

Göz damlaları ve topikal ilaçlar: Gözdeki irritasyonu azaltmak ve kuruluğu gidermek için kullanılabilir.

Cerrahi: Pterjiyumun ilerlemesini durdurmak veya görmeyi tehdit eden durumlarda cerrahi yöntemle pterjiyum çıkarılabilir. Pterjiyım cerrahisi özellikli bir cerrahidir, çünkü uygun teknikle yapılmazsa cerrahi çıkarım sonrası nüks oranları yüksektir.

Pterjiyum nüksünü engellemek için konjonktival flep-greft uygulamaları sıklıkla başvurduğumuz yöntemlerdir.

Pterjiyumda Erken Tanı ve Tedavinin Önemi
Pterjiyum erken evrede teşhis edildiğinde tedavi şansı daha yüksektir. Bu nedenle, gözünüzde herhangi bir değişiklik fark ederseniz vakit kaybetmeden konusunda konusunda tecrübe sahibi bir göz doktoruna başvurmanız önemlidir.

Pterjiyumdan Korunma Yolları
Pterjiyumdan gelişimini azaltmal veya yavaşlatmak için şu basit önlemler alınabilir:

Güneşten korunma: Güneşin en yoğun olduğu saatlerde (10:00-16:00) dışarı çıkmaktan kaçının. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu giysiler kullanın.

Göz kuruluğunu önleme: Göz kuruluğunuz varsa, doktorunuzun önerdiği göz damlalarını kullanarak gözlerinizi nemli tutun.

Toz ve rüzgardan korunma: Tozlu ve rüzgarlı ortamlarda gözlerinizi korumak için gözlük kullanın.

Prof. Dr. Murat Tunç – Göz